İsmail UYAR

 

Sakin bir günün akşamı, güneş battı batacak. İçeriye  15-16 yaşlarında öğrenci bir kardeşimiz geliyor.
Gözlüğü kırılmış yaptırmak istediğini söylüyor. Ama görseniz öyle masum saf bir çocuk ki...
    Bir keresinde başıma gelmişti. Adamın kırık gözlüğüne gümüş kaynak yaptırmıştım, beyefendi beğenmedim keşke yapmasaydınız garantisi vardı demişti. 

Sonra bende adet olmuştu her gözlük sahibine garantisi yokmu ya beğenmezseniz diyordum. Komik ama kör ölür adı zeytin gözlüm olur, bizim insanımızın bazen enterasanlığı tutar. Genç arkadaşımız var abi aldığım yere götürdüm. Biz yapamayız bunu git bir kuyumcuya kaynat dediler. Yahu garantisi var dedim kırılınca olmaz garanti maranti dediler salladılar abi.

Kaç para verdin gülüm sen bu gözlüğe dedim. Yok abi beş kuruş para vermedim dedi çocuk.

Şimdi tutup çocuğa sen haklısın gülüm adamlar ayıp etmiş diyemedim. Yahu devlet fiyatı düşürmüş, insan sağlığını önemsemez olmuş adeta. Şimdi parası olmadığı için bu gence bu çerceveyi satan gözlükçü suçlumu? Bence kesinlikle değil.
Eee peki bu çocuk para vermeden gözlük aldığı için suçlumu tabi ki değil. 37 ytl alınan çerceveden ne hayır beklersiniz ayrı bir konu.


Allah aşkına şimdi bu durumda kim suçlu ?
 
Çocuğu iplemeyen hatta ilgilenmeyen ( ki hali vakti yerinde eczacı-gözlükçüdür kendileri ) meslektaşımıza inanın kusur bulamıyorum. Bilmem anlatabildim mi?
Tabi ki devletin uygulamasını yanlış bulabilirsiniz ama bunun acısını lise okumaya çalışan 15-16 lı yaşlarda bir gençten almak ne derece doğru tartışılır.

Bütün optik sektörü tehlike çanlarını çalarken bir kez daha soruyorum

- Varmı kırık gözlüğü olan ? Söz tamir parası almayacağım!

 

 1ugurmakina 3