|
NE ZAMAN BU GİDİŞE DUR DİYECEKSİNİZ?
Gözlükçülük sektörünün geçmişini incelediğimiz zaman yavaş yavaş kendini geliştiren bir sektör olarak ilerlediği görülmektedir. Bu yavaş gelişmeler sonucunda, yıllar önce gelmesi gerekli olan optisyen, yıllar sonra sektöre montelenmiştir.
Gözlükçülük sektörünün bu kadar yavaş gelişmesinde insanların gözlük kullanımı ve göz sağlığına yeteri kadar değer vermemesinde ve gözlük kullanma bilincinin aşılanmamasından kaynaklanmaktadır.
2004 yılında çıkan yasa ile gözlükçülük sektöründe dönüm noktası başladığı gibi gözlükçülük sektörün üzerinde oyunlar da oynanmaya başlanmıştır.
İlk olarak 2004 yılında sektörde çalışmış olanlara 6 aylık kurs sonucu ruhsatname verilmiştir. Bu ruhsatnamelerin ne kadarı hak eden kişilere verildiği zaten ortada.Gözlükçü sahiplerinin kızları, oğulları ,eşleri, akrabaları alırken, gözlükçünün yanında çalışanlar hala ruhsatname almanın hayallerini kurmaktadırlar.Gelişmeye çalışan Türkiye ye bakıldığı zaman son 10 yıldır gözlük kullanım sayısı artmakla beraber , insanların göz sağlığına verdikleri değer gittikçe artmaya başlamıştır.Çoğunuz; satışlarını örnek göstererek nerde diyebilirsiniz ? ama binlerce optik müessesine satan firmaların satışlarına bakıldığı zaman bu artış ciddi oranda görülmektedir. Pay çok fazla sayıya bölündüğü için bizlere daha düşük gibi gelmektedir.
Gözlük kullanım oranı olarak ise ülkemize bakıldığı zaman yüzde 15 -20 civarındadır. Gelişmiş ülkelere bakıldığı zaman ise; bu sayı yüzde 55-60 civarına ulaşmaktadır. Ülkemizde de gözlük kullanma seviyesi hızlı bir şekilde bu seviye ulaşacaktır.Bunu gören yabancı sermayeli şirketler bu paydadan büyük oranda yararlanmak için ülkemize akın etmeye başlamışlardır.Bu akımada yasamızda ki boşluklar ön ayak olmakla birlikte kafalarına göre hareket etmelerine yol açmıştır.Bunlardan biriside zaten her zaman karşımıza çıkmakta.
Bu tip şirketlerin amacı ise ilk olarak bu sektörde yer alması için, sağlam optik firmalarının bir kaçını satın almaları gerekmektedir. İkinci plan olarak ise kendi ismimi markalaştırma çalışmaları ve rakiplerini yok etmek için yapılan çalışmalardır. Bu tip şirketler sağlık mesleği olan sektörümüzü tamamen ticarethane olarak gördükleri için ticaretin kanunu olan, rakiplerini yok etmesi gereklidir. Yoksa yaptıkları masrafı kurtarmayacağı gibi ayakta kalmaları da beklenemez.
Ayrıca bu tip oluşumlar sektörde istedikleri şekilde at koşturabilmesi için yapacakları hamlelerin yasalara uygun olması ve onları devlet katında savunabilen birileri olması gereklidir. Bunu yapabilmeleri içinde kendileri devlet katında söz alamayacakları için bu alanda faaliyet gösteren bir sivil toplum kuruluşu ile yapabilmesi gereklidir. Şimdiye kadar yazdıklarım zaten biraz düşündüğünüz zaman bu şekilde ilerlediklerini rahatlıkla farkına varabilirsiniz.
Bu tip şirketler şu anda isteklerine hızlı bir şekilde ulaşmaktadırlar. Bunun en büyük nedeni ise gözlükçüler arasında dayanışmanın az olması ve gözlükçülerin birbirini rakip olarak gördükleri için beraber hareket etmemelerinden kaynaklanmaktadır.Bu oyun böyle devam ederse şu anda hipermarket bakkal pozisyonuna hepimizin de düşmesi kaçınılmazdır.
Bu oyunu bozabilmek için, hepimizin artık elimizi taşın altına koyup beraber hareket etmemiz gereklidir.Bunu yapabilmek için ilk önce gözlükçüler kendi aralarında hızlı bir şekilde ilçe ve illere göre örgütlenip tek bir birlik olarak hareket etmeleri gerekmektedir.
Bu örgütlenme devam ederken en büyük görev optisyenlere düşmektedir. Şirketlerin reklam sonucunda satışlarının fazla olabilmesi için mağaza sayıların çok fazla olması gereklidir. Bu optik mağaza sayısını da artırmanın tek yolu optisyenden geçmektedir.
Optisyen meslektaşlarımızın şirketlerde çalışmayı bırakıp tekli veya birkaç optik müesseseye sahip optik firmalara çalışmaya başlamaları sonucunda, bu şekilde şirketlerin mağaza sayısı artması durduğu gibi azalmaya da başlayacaktır. Optisyen meslektaşlarımız belki şirketlerin sunduğu avantajları daha iyi olarak nitelendirebilirler. Ama geleceğe bakıldığı zaman bu tip yerlerin aslında onların haklarını gasp ettiklerini görebileceklerdir. Her optisyen in hayali kendi mesleğini, kendisine ait optik müessesinde mesleğini devam ettirmektir. Bu hayaliniz varken ;sizin kendi sahibi olduğunuz bir optik müessesede çalışmak varken zincirin mağazasında köle misali çalışmak neden ?
Bu bahsettiklerimin eminim ki çoğumuz farkındayız, ama neden hala susuyor oturduğumuz yerden durumuzu eleştirerek çenemizi yormaktan başka icraat yapmak için uğraşmıyoruz.
Şu anda az da olsa para kazandığınız için mi? peki yarın evinize ekmek götüremediğiniz zaman mı ayağa kalkacaksınız? o zaman hepimiz için de geçen geçmiş, geçirenler geçirmiş olacak… Keşke dememek için artık elimizi hepimiz taşın altına koymamız gerekli…
Saygılarımla…
|
Yorumlar